1.3.16

İş-kence

                                                    

İki senedir bir kafe de garsonluk yapıyorum. Az paraya çalışmamın iyi tarafları vardı. Her delirdiğimde pollyanna gibi iyi taraflarını görüp devam ettim. Çıktığım dönemler oldu ama diğer işlerin dezavantajlarının sonucunda yine oraya gittim. Aslında gitmekten ziyade çağrıldım. Onlar benden ben de onlardan kopamadım.

  • Gündüz okula gidiyordum ve izin alma açısından hiç sorun yaşamayacaktım.
  • Gece çıkıyorum her işten derslerim yüzünden ve bu kafe benim evime çok yakın bu yüzden bir kadın olarak rahatça ve ücretsiz gidiş gelişlerimi yapabiliyorum. 
  • Yine vize ve final dönemlerinde izin alabiliyorum. 
  • Herkese yok ama bana karşı çok ılımlılar ve yeme-içme sorunu yaşamıyorum. 
  • Güvenilir insanlarla çalışıyorum ve para vermeme gibi sıkıntısı yok. 
  • Çok iyi insanlarla da çalıştım çok iyi insanlar da müşterim oldu. Sıkıntı yaşamadılar benim açımdan ben de yaşamadım. 
Şimdi ikinci sene elemanlar azaldı. Sırtıma binen yükü anlatmam ise mümkün değil. İşten kaçmadım hiçbir zaman çünkü bana göre erkek-kadın ayrımı yoktur. Tuvalette temizledim, masada kaldırdım sandalyede kaldırdım, mekanın temizliğini de yaptım, ocakta da çalıştım, saha da garsonluk ve kasada kasiyerlik de yaptım.

Lakin iş yükü arttıkça zaten az olan para gözüme hiç gelmeye başladı. Sadece günü idare ediyorum gibi ve basit bir borcumu ödemek için çırpındıkça çırpınıyorum. Üstelik en eski eleman olmanın bir sorumluluğu oldu. Yeni ve benden yeni tüm elemanlarla uğraşma onları kontrol etmek bana kaldı. Ben insanlarla uğraşmanın sorunlu tarafından nefret ediyorum. Yanımda tartışan gerilen arkadaşlarıma bile tahammül edemezken elemanların sorunları beni psikolojik anlamda çökertmeye başladı.

Sürekli argo kullanan insanları hep itici bulmuşumdur ama artık sinirlenince gözüm dönüyor ve gerçekten ana avrat düz kayıyorum. Engel olmaya çalışıyorum. İzin alıp uzaklaşıyorum döndüğümde tekrar oraya ayak uyduruyorum. Hayatımın her döneminde agresif biri oldum ama sabırlı bir insan da oldum. Normalde sabrımın taştığı yerde öfke patlaması yaşardım şimdi bunu her gün defalarca yaşıyorum. En başta kendimden nefret etmeye başladım. Kendim gibi değilim. Sabrım tükendi. Başka işlere bakıyorum ve ben iş bakmadığımda tonla gelen teklifler bir anda yok oldu. Başka iş bulmazsam hayatım da yürümeyecek kendimi bir girdap içinde hissetmeye başladım.

Ailevi sorunlarımla bile sakinleştirici kullanmıyorken bir anda kendimi sakinleştiri içerken ve psikologa giderken buldum. O gülerek gittiğim iş yerine artık gitmek dahi istemiyorum. Konuşmaktan nefret ediyorum. Çünkü insanlar umursamaz oldukça ben konuşuyorum. Ve kendi sesim kendi midemi bulandırıyor.

Küçücük bir ışık görsem uça uça gideceğim. Küçücük bir umudun peşine takılacağım ama olmuyor. Olmadıkça kendimi yiyorum. Psikolog beni psikiyatriye sevk edip de hayatında sürekli ilaç kullanman gerekiyor dediğinde bir aydınlanma yaşadım. Ben ilaç kullanmak istemiyorum. Kendimi ya da beynimi uyuşturmak hiç istemiyorum. Panik atak başlangıcı dedi o an orada ağlayacak gibi oldum. İki senede beni bu hale getiren o etrafımdaki insanlar oldu. İki sene de nasıl bu hale geldiğimi anlayamadım...

Aşk ya da aile hayatım zaten parlak değildi ama ben hep ayakta durmuştum. Tek başıma idare ediyordum. Başıma ne gelse ben hallederim diyordum. Şimdi kendime bile tahammülüm azaldı. Sesime tahammül edemeyen bir insan oldum. Etrafımdaki herkes için kötü düşünmeye başladım. O kadar erkeğin içinde çalışarak bir kere erkeklere olan güvenimi yitirdim. Aynı zamanda insanlara olan inancım azaldı...

Gerçekten kafayı yememe ramak kaldı.

6 yorum:

  1. Üzüldüm bu durumuna. Bir yol bulup yeni bir düzen içinde olmalısın. Çünkü sağlık her şeyin başında geliyor. Aynı durumlardan ben de geçtim gençliğimde. Tabi sabretme gücüne bağlı bazı olumsuzluklar olduğunda. İnternette araştırırsan bulursun "Üzüntüyü bırak yaşamaya bak" adlı bir kitap var. Yabancı yazarın bir çevirisi. Ondan edinmelisin. Bir başucu kitabı gibi. Teskin edici, yol gösterici. Ondan çok istifade ettim ben. Arkadaşlarıma da tavsiye ettim. Memnun kaldılar. Umarım herşey yoluna girer.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağlığım kalmadı gibi hissediyorum. Baş ağrılarım da bunun en büyük kanıtı sanırım tek korkum geç kalmış olmak. Önerdiğin kitaba hemen bakacağım. Teşekkür ederim.

      Sil
    2. http://mefkuremiz.blogspot.com.tr/2011/02/bir-kitap-onerisi.html
      bu link benim sayfama ait. burada bir zamanlar bu kitap hakkında ayrıntılı bilgi veren bir analiz yayınlamıştım. Bilgi edinebilirsiniz. Ben teşekkür ederim.

      Sil
  2. Ay kıyamam ben sana. O patronları terlikle dövesim geldi. Ama canım, kimseye böyle yüklenmeye hakları yok. sadece kendin değil, eşi dostu da seferber et sana iş bulmaya. Hiç bir şey senden kıymetli değil mahzun kuzu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen benim de dövesim geliyor. :(

      Sil