22.5.17

Arayış


Kendi iç dünyamın karanlığında yok olmayı arzulayan bir insana dönüşürken yeni yeni arayışlara girdim. Yeni bir hikaye yazma düşüncesi biraz ağır geldi diyebilirim. Yeni kitaplar ise sanki nefes almamı engelliyor. Yeni insanlar tanımanın zorluğuna ise hiç girmek bile istemiyorum.

Kafamın üzerinde sayfalarca yazılmayı bekleyen karakter ağırlığı var.

Uyku ilaçlarıyla kendimi uyutmaya başlattım ama sonunda tekrar uyanıyor olma kısmına henüz bir çare bulamadım.

Zaten ne zaman şuraya gelip iki cümle yazacak olsam genellikle hayatımın leş bir döneminde oluyorum. Bu durumdan sürekli dert yanıyorum ama olmuyor. Ben bu hayatı yaşamak üzerine bir sıkıntı yaşıyorum.

Ters doğmamla alakalı olabilir mi?

Yeni arayışlarımın sonucunda kendimi postog.com'da buldum. Valla oraya neyi ne kadar yazarım bilmiyorum ama karanlığın içinde nefes alan bir kısmımı oraya taşımak niyetindeyim. Belki böylece buraya güzel anılar biriktirmeye başlarım. (BİRİKTİREMEDİ.)

Yazıyı yazarken aklıma geldi. Acaba melankolik insanları falan mı kınadım ben? Çünkü kınadığımın tam olarak başıma gelme süresi en fazla iki gün. Ne zaman kınadığımı hatırlamıyorum da baya şiddetli bir kınama olmuş sanırım. O günden beri bir melankoli denizinde yüzüyorum.

8.3.17

Kadınlar yazalım...



Kadınlar yazalım;

Gülüşü bir mevsim değiştirsin,
Kahkahası bahar ortasında yazı fısıldayan kuşların güzel sesini anımsatsın,
Çölde yaşayanlara su olsun,
Sevilmeye ihtiyacı olmasın ama sevildikçe güzelleşsin,
Bir adama ihtiyacı olduğu için değil adamı sevdiği için yanında dursun,
Kırmızı rujuyla renksiz sokaklara renk getirsin,
Çiçekli elbisesiyle baharları getirsin,
Takım elbisesiyle gücünü yaşatsın,
Bir şiirin en güzel dizesi olsun,
Bir şairin aşkını bize sunsun,
Bir aşk romanının en güzeli olsun.

Kadınlar yazalım;

Bir nefes kadar sıcak, taze ve içten,
Gücüyle dillere destan,
Bir nesle ışık olan,
Yol gösteren…

Kadınlar yazalım, çay kadar bizden olan.

Kadınlar yazalım, çiçek gibi kırılgan olmayan…
Bir çınar gibi köklü ve güçlü olan kadınlar yazalım…

20.2.17

Zaman



Zaman, geçip gidiyor.
Geçip giden zaman benden sürekli birşeyler götürüyor ve ben buna engel olamıyorum.

Hayallerim, hayatım ve gerçekte olanlar arasında nefes alamıyorum.

İnsanların bu kadar kötü olmasını anlayamıyorum.
Büyüyorum ve büyürken ben değişiyorum ama insanlar hiç değişmiyor. Onlar hep haklı ve ben her zaman haksız. En yakınım diyerek kime güvensem en çok zararı onlardan görüyorum. Her seferinde akıllandığımı düşünüyor ve kısa bir süre sonra yanılıyorum.

Burada yayınladığım yazıları okurken geçmişe kadar gittim. O kadar çok gittim ki; acı bir şekilde hala nefes alamadığımı anladım. Eski yazılarımın bir çoğunu taslak haline getirdim. Tek tek kaldırmaya başladım ama onları okumak kabuk tutan bir yarayı kanatmak gibi oldu. Hala aynı noktada olduğumu görmek açıkcası biraz canımı yaktı.

Ben hala; 
babası tarafından yılda bir kere aranan o umutsuz çocuğum,
ailesi tarafından kabul görülmeyen evladım,
okul anlamında hayal kırıklıktan başka bir halt olmayan yine benim,
her seferinde kaçmayı kafasına koyan kadın benim,
ilişkilerinde bir bok beceremeyen kız benim,
defalarca düşen sonra yine tek başına ayağa kalkmak isterken çırpınan liseliyim,
sebepsiz yere dayak yiyen, zevkleri ve düşünceleri yüzünden ailesinin bile ötelediği kızım,
susmaya çalıştıkça daha fazla çığlık atan küçük kızım.

Ve ben hala çok sevipte sevilmeyenim. :)

Seçimlerim değişiyor, insanlar, şehirler ve sayılar değişiyor ama benim hayattaki konumum değişmiyor.

16.2.17

Sevin...


Her birimizin hayatı, bir nefes kadar.
Sırf bu yüzden, o aldığınız her nefese bir sevgi ekleyin.

Bir gün korktuğunuz bir köpeğin başını sevin ya da nankör diyerek itelediğiniz bir kediyi kucağınıza alın.

Temiz, pis demeden ve rengini ayırt etmeden, sokakta gördüğüz bir çocuğu sevin. Mendil satmanın tek çözüm olmadığını bildiğiniz halde bunu es geçin ve gözlerindeki ışığın sönmesine izin vermeden o mendili alarak o çocuğu mutlu edin.

Kendinizden yaşça büyük olan ve yalnızlığına kendini mahkum etmiş birini arayın. 'Sesini özledim,' diyerek başlayın konuşmaya.

Hiç tanımadığınız birine bir tebessüm hediye edin.

Sabah uykusundan ayrılmanın tüm aksiliğini bir kenara atın ve gördüğünüz her insana neşeyle 'Günaydın' diyerek sevgi bulaştırın.

Bir sokak kenarına bir para bırakın, kimin bulacağını bilmeseniz de bir insanı şaşırtacak mutlu edin.

Yardım edin, koşun, gülümseyin ve sevin.

Çokça kez sevin. Sevmekten asla pes etmeyerek, hep sevin. ,

Sevilin bir de çok daha fazla.
Tüm sevilmemişliklerinize inat, her gün biraz daha sevilin.

Ama önce, sevmeyi unutmayın.

Çok güzel sevin:
Sevelim.
Çok güzel sevelim.
Çok da güzel sevilmedik diyelim ama sevmeye hep devam edelim.

Evet, hayır demeden.
Keskin sınırlar belirlemeden, kategorilerden uzaklaşarak, korkuları bir kenara atarak sadece sevin.
Sadece, sevelim...